Hero Glamour 125

Hero Glamour 125

Büyük motorların şehir içinde pratik olmadığını iddia eden arkadaşlara rağmen uzun süredir 1000cc üzerinde 18 yaşındaki bir Alman ile olan İstanbul seyahatlerim son sürat sürüyordu. Sadece 9 BG gücünde bir commuter’a karşı önyargılı olduğumu itiraf etmem gerekiyor.

Genelde bir araç alacağınız zaman ticari kullanıcıların tercih ediyor olması iyi bir referanstır. Az yakar, parçası ucuz, dayanıklı, vb özellikle arka arkaya gelir. Hero, motosikletin insan sayısı ile neredeyse denk olduğu Hindistan’daki fabrikalardan geliyor. Bu basit bir benzetme değil, çünkü dünya motosiklet pazarının %46’sına hakim. Daha önceki yıllarda Honda ile ortak üretim yapan Hero, Amerikalı Eric Buell takımının sponsoru ve bu yıl 250cc supersport bir Hero’yu beraber geliştirdiler. 2016 yazında Türkiye yollarında olması amaçlanıyor. Yani, marka imajı açısından hiçbir sorunumuz yok…

Öncelikle dik sürüş pozisyonu bana yabancı gelse de, trafikte ne kadar işe yaradığını sürüş ilerledikçe gördüm. En çok yabancı gelen ise vites yapısı oldu. Standart bir vitesli motorda birinci vites yukarıda, diğerleri de aşağıdadır. Ama Glamour’da birinci vites dahil tüm vitesler aşağıya doğru büyüyor. Dur kalkın olduğu trafikçe birkaç kez yanlış vitesi seçsem de alışmam sadece 10 dkmı aldı.

Ayrıca, bu özelliğin aslında bir avantaj olduğu hemen farkettim. Şehirde vitesli motosiklet kullananların en önemli derdi, sol ayağının tam burnunda oluşan vitesin izidir. Bu yüzden açık renk, süet, kumaş, vb bir ayakkabı giyemezsiniz. E her yere de motosiklet botuyla da gitmek istemeyebilirsiniz. İşte vites kolunun tamamen ayağınızın altında olması bu derdi bitirmiş. Sol ayaktaki vites kolu izi tarih oluyor Glamour’da.

Vites oranlarına gelirsek, 4 vites olması sebebiyle birinci ve ikinci vitesin oranlarının arası çok açık. Birinci vitesi sonuna kadar kullansanız bile eğer yokuş çıkıyorsanız ikinci vitese geçtiğinizde 9 bg’in ne olduğunu o zaman görüyorsunuz. Tabi, bu bir denge meselesi. Eğer hafif olması ve az yakması amacıyla bu motoru tercih ediyorsanız daha büyük bir cc’de aldığınız akselerasyonu beklemek haksızlık olur. Ama Taksim’in en dik yokuşlarında bile iki kişiyi hiç tık demeden çıkartan Glamour’un hakkını vermem gerekiyor. İki, üç ve dörde kadar aralıklar gayet normal. Zaten motorun şehir içi hız limitlerinde olması gerektiğini düşünürsek, son hızının gayet yeterli olduğunu söylemem lazım. Şimdi buraya test sırasında gördüğümüz son hızı yazıp, şimşekleri üzerime çekmeyelim 😉

Yola çıkmaya başlamadan önce kameramızı yerleştirdik. İkitekerim’in youtube kanalındaki videodan da izleyeceğiniz gibi 9 bg bir motora göre inanılmaz güzel bir akselerasyona sahip. O ince görüp, ilk başta güvenmediğiniz lastiklerinden beklenmedik bir performans aldım. Jantlarının kocaman 18″ler olması sayesinde de o popüler scooterların ufacık jantlarının viraj içinde yarattığı gemi etkisinden eser yok. Virajları gayet stabil dönüyor.

Fren konusuna gelince, 240 mm ön disk gayet yeterli bir fren mesafesi sunuyor. Hem kombine kullanımda hem bağımsız kullanımlarda frenler sorunsuz. Tık diye çalışan marşına rağmen her ihtimale karşı bir ayak marşının olması büyük artı. Her ne olursa olsun yolda bırakmam diyor. Ama benim gibi benzin göstergesini unutmamanız lazım.

Glamour’u teslim aldıktan sonra depoyu doldurdum. Ya bu motor havayla falan mı çalışıyor dedirten yakıt sarfiyatı yüzünden “herhalde daha gidiyor” diyerek yolda kaldığımda bir şey daha öğrendim. Yakıtı bitmeden önce Hero hiçbir şekilde tekleme, öksürme yapıp, “bak bu depo boşaldı, kalıyoruz” demiyor. 13 lt deposundan sonra 1 lt rezervi de bitirip, tık diye gidiyor ve kalıyorsunuz :) 100 km’de 3lt’nin altında yakıyor ki, bu neredeyse şehir içinde toplu taşımayla gidilen bir çok hattı daha ucuza gidebilmeniz anlamına geliyor. Bir aracın, İstanbul trafiğinde toplu taşımadan daha çabuk ve ucuza gelmesi gerçekten inanılmaz. Yakıt ile ilgili sevmediğim tek yanı, depo kapağının komple çıkıyor olması. Keşke depo kapağı bir menteşe ile açılıyor olsaydı…

Hero Glamour 4,580 gibi bir fiyata sahip. Arka yolcu selesinden rahatsız olan olmadı. Arkadaki çanta takılaiblir demirinde, benzinciden aldığın kancalı lastikler sayesinde kocaman bir tekerlekli bavul taşıdım. Bayilerinde depoyu koruyan bir deri kılıf da alabiliyorsunuz. Neredeyse bir bisiklet gibi kullanılabilecek pratiklikte, az yakan, gayet de giden bir araç için uygun bir fiyat.

Hero Glamour 125, İstanbul sokaklarında…

Editör

Tolga Şansal
Temmuz 1974’de İzmir’de dünyaya gelen Tolga Şansal için motorsporları tutkusu ortaokul yıllarında elindeki Zenith marka fotoğraf makinesı ile gittiği Boğaziçi Rallisi, Okmeydanı Pist yarışı gibi organizasyonlarla başladı. 2001 yılında ntvmsnbc’nin motorsporları haberlerini yazmaya başlayan Tolga, uzun yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde bu görevine devam etti. Aynı dönemde Ntv grubu dergisi olan F1 Racing için röportajlar yapan Şansal, otomobil ile ilgili Caretta Yayıncılık tarafından yayınlanan birkaç kitabın teknik tercümelerini de gerçekleştirdi. Aynı dönem Caretta organizasyonlarında danışmanlık ve korrdinatörlük yapan Şansal, Eurosport Türkiye’nin motorsporları sunucusu olan Yiğit Top’un ralli yayınlarında birkaç kez yorumcu olarak katıldı. 2008 sezonunda TRT’nin deneyimlii spor muhabiri olan Ömer Yavru ile birlikte TR motorsporları tarihinde örnek alınan ve halen benzerleri sürdürülen canlı yayın ve programlara imza attı. Asıl mesleği olan mimarlıkta da tutkusuna göre projeleri tercih etti. 1999 yılında üniversite diploma projesinde Kurtköy’de FIA standartlarında F1 pisti tasarladı ve çizdi. 2003 yılında Türkiye’nin ilk motorsporları ve eğitim kompleksi olan Autodrom’u tasarladı ve şantiyesinde bizzat bulundu. Antalya Autodrom, Bursa Nilüfer yarış pisti, Ford Rallye Sport Cendere tesisi gibi diğer motorspor ağırlıklı projelerin altında imzası bulunmaktadır. Yarış kariyerine 2003 sezonunda Pirelli Rallisi’nde kopilotluk ile başlayan Şansal, 2004 yılında Nissan Sunny’si ile pilotluğa geçiş yaptı. İlk sezonu olan 2005 yılında 4x4 ve turbo rakipleri arasından sıyrılarak, TR Tırmanma ve Rallikros şampiyonalarını ikinci sırada tamamladı. Tolga, 2005 ve 2006 İstanbul Şampiyonalarını sınıf birincisi olarak tamamlamayı başardı. 2007 yılında askerlik hizmeti ardından Berkay Şavkay’ın sağ koltuğuna geçiş yaptı. Ford tulumu ile alışık olduğu podyumdan gene inmeyen Şansal, Ford Fiesta ST ve Berkay Şavkay ile birlikte Avrupa (IRC / İstanbul) ve Dünya (WRC / Antalya) yarışlarında başarılı derecelere imza attılar. 2007-08 İstanbul Ralli Şampiyonası’nda turbo 4x4 Evo’ların arasından sıyrılarak zirveye oturmayı başardılar. Ford gömleği ile İstanbul Şampiyonu ünvanlı tek ekip olan ikili, 2009 sezonunda kendi sol koltuklarına geri döndü. 2009 İstanbul Ralli Şampiyonası'nda tecrübeli kopilotu Yavuz Harani'yle birlikte emektar Nissan Sunny'si ile kayda değer zamanlara imza attı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir